YUNAN GÖZÜNDEN EMPERYAL BİR AHMAKLIK: İZMİR’İN İŞGALİ VE SONRAKİ GÜNLER*

tarafından
73
YUNAN GÖZÜNDEN EMPERYAL BİR AHMAKLIK: İZMİR’İN İŞGALİ VE SONRAKİ GÜNLER*

Prof. Dr. Engin Berber | Ege Üniversitesi

Yaşadığımız toprakları vatan yapanlara saygı, minnet ve şükranla…

Yunanistan Başbakanı E. Venizelos, 5 Mayıs gecesi, Paris Barış Konferansı Yüksek Konseyi’nin ertesi gün, Yunan kıtalarının İzmir’i işgal etmesine izin vereceğini öğrenir öğrenmez ülkesine, “çok ivedi” üst notlu iki telgraf göndermişti. Dışişleri Bakanlığı’na çektiği 6 Mayıs 1919 tarihli ilk telgrafında, “Derhal (Dışişleri Bakan Yardımcısı) Bay Repulis’i görmenizi ve gerek yolcu ve gerekse nakliyat olmak üzere, elde bulundurulan tüm gemilerin hazırlanması için, gerekli olan bütün önlemleri vakit geçirmeden almasını rica ettiğimi kendisine söylemenizi istiyorum. Eğer geceleyin, yukarıda yazılanları tasdik edecek yeni telgrafımı alırsanız, gemiler Selanik’e hareket edebilecek durumda olsunlar. Oradan Birinci Tümeni alacaklar ve size mevkiini sonradan telgrafla bildireceğim bir yere götüreceklerdir” demişti.1 Selanik’teki Ordu Kumandanı L. Paraskevopulos’a çektiği ikinci telgrafında ise, Birinci Piyade Tümen’inin (Larissa Tümeni) İzmir’e çıkmak üzere hazırlanmasını istemişti. 2

Selanik’in Eleftheron Limanı, 7 Mayıs’ta, Yunan nakliye gemilerinin akınına uğramıştı.3  Paraskevopulas’tan Selanik’e gitme emri alan, Topçu Albay Nikolaos Zafirios komutasındaki Birinci Piyade Tümeni4; Yarbay Aleksandros Shinas, Konstantinos Çakalos ve Dionisios Stavrianopulos’un kumanda ettiği Dördüncü ve Beşinci Piyade Alayı ile 1/38. Efzon Alayı (bu üç piyade alayı Albay Haralambos Çerulis’in komutasındaydı) ve iki topçu taburundan oluşmaktaydı. 5 Venizelos’un bir an önce yapılmasını istediği Tümenin gemilere bindirilmesi işlemi6, 12 Mayıs’ta tamamlanmıştı. Aynı gün Venizelos, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği “çok ivedi” üst notlu telgrafında, “Şu anda Yüksek Konsey, bugünkü toplantısında ordunun derhal İzmir’e hareket etmesini kararlaştırdığını bildirdi … Yaşasın millet” diye yazmıştı.7

13 Mayıs sabahı biri Venizelos, diğeri Paraskevopulos’tan olmak üzere, Birinci Piyade Tümen’ine ulaşan iki telgrafta, vakit geçirmeden Eleftheron Limanı’ndan hareket edilmesi bildirildi. 8 Aynı limanda toplanan üçü İngiliz, dördü Yunan olmak üzere, toplam yedi torpidodan oluşan ve İngiliz Kaptan Gover Granvil’in kumanda ettiği flotillanın9 görevi, Birinci Piyade Tümen’ini taşıyan nakliye gemilerine eşlik etmek ve bunları olası bir (İtalyan) müdahaleden sakınmaktı. Yapılan plana göre Granvil, dört adet mayın arama-tarama gemisi ile konvoyun dört mil önünde gidecek, İtalyan Donanması’yla karşılaşırsa, konvoyun İngiliz himayesinde olduğunu söyleyecekti. Onun arkasında yer alacak toplam 18 nakliye gemisinden oluşan filonun en önünde, süvariliğini Sahturis’in yaptığı Leon Torpidosu olacak, sağında ve solunda ise üçer torpido bulunacaktı. 10

Şekil 1. 19 Mayıs’ta İzmir’e getirilen Girit Jandarma Taburu Punta İskelesi’nde

13 Mayıs günü saat 19.00’da halkın coşkun tezahüratı ve askerlerin “zito” çığlıkları arasında Eleftheron Limanı’ndan ayrılan Yunan kıtaları, daha “gemilerin çapaları sudan alınır alınmaz” Ukrayna’ya değil, İzmir’e gittiklerini öğrenmişlerdi. Tümen Kumandanı Zafirios, seyir halindeyken askerlere okunan günlük emrinde, “Yunan Milleti’nin şu andaki tek arzusu tutsak kardeşlerini yabancı boyunduruktan kurtarmaktır. Heyecan duymakta haklıyız. Fakat taşkınlığı asla affetmeyeceğiz. Bize düşen bu kutsal vazifeyi layıkiyle yerine getirmeliyiz. Unutmayalım ki, yabancı boyunduruk altında inleyen kardeşlerimizi kurtarmak için bu zahmetlere katlanıyoruz. Onlara dostane bir şekilde davranmamız gerekir. Şunu da unutmayalım ki, gideceğimiz yerlerde başka dinden olan insanlara da tesadüf edeceğiz. Onlara karşı takınacağımız tavır, kardeşlerimize karşı takınacağımız tavırdan farklı olmamalıdır. Bilakis onlara özel bir ihtimamla bakmalıyız. Şunu da hatırınızdan çıkarmamalısınız ki, istikbalde göstereceğiniz ciddiyetle Yunan milletini temsil edeceksiniz. Her geçen dakika bizi hedefe yaklaştırmaktadır. Tanrı bizimle beraberdir” demişti. 11

Konvoy, 14 Mayıs öğle üzeri, İzmir’de bulunan İngiliz Amirali Calthorpe’dan aldığı bir emirle Midilli Adası’nın Yera Limanı’na demirledi. Çıkarma ile ilgili ayrıntıları belirlemek için verilen bir günlük bu molada, Midilli Adası ile İzmir Limanı arasında yoğun birseyir trafiği yaşandı. Albay Zafirios ile Çerulis; Alay Kumandanları ve Kurmay Başkanı Binbaşı Andreas Spanopulos’tan oluşan Tümen Kurmay Heyeti, akşama doğru Loen Torpidosu ile İzmir’e geldi. Tanınmamak için kıyafet değiştirip limanda demirli Averoff Zırhlısı’na geçen heyet, Albay İlia Mavrudis ile görüştükten sonra, Amiral Calthorpe’nin bulunduğu Iron Duke Zırhlısı’na gitti. 12 Yapılan görüşmeler sonucunda, olası bir Türk direnişinin kırılması için, İzmir’in çepeçevre kuşatılması ve çatışmaların önüne geçmek için Türkler ve Rumların oturduğu mahallerin kuşatılması kararlaştırılmıştı. Bu amaçla Yarbay Stavrianopulos kumandasındaki 1/38. Efzon Alayı, İzmir’i güneybatıdan çevirerek, Karantina’dan Kadifekale’ye uzanan çizgiyi, Çakalos’un Beşinci Piyade Alayı şehrin kuzeydoğusunu çevirerek Punta’dan (Alsancak) Kadifekale’ye uzanan hattı, Shinas’ın Dördüncü Piyade Alayı ise Türk mahallelerini kuşatacaktı. 13 14 Mayıs gecesi Midilli’ye dönen Tümen Kurmay Heyeti’nin, Deniz Albayı İlia Mavrudis’in verdiği İzmir’in harita ve planları üzerindeki çalışması, konvoyun Yera Limanı’ndan ayrılışına kadar devam etmişti. 14

Başbakan Venizelos, çıkarma iskelesinin ismi ve işgal hazırlıklarını gizli tutma noktasında çok dikkatliydi. Ülkesindeki ilgili makamları yeri geldiğinde ve gerektiği kadar bilgilendirmesi bundandı. Nitekim Dışişleri Bakan Yardımcısı Repulis’e iletilmek üzere gönderdiği (Dipnot 1’de sözü edilen) telgrafını, “… Gizliliğin şart olduğunu ilave etmek isterim. Çünkü bu şekilde hazırlıklarımız geç meydana çıkacak ve Türklerin bu çıkarmayı mümkün olduğunca habersiz ve hazırlıksız olarak karşılamaları sağlanacaktır” diyerek bitirmişti. Diomidis’e 7 Mayıs’ta göndermiş olduğu telgrafında ise şöyle yazmıştı:

“… Gerekli gizliliğin muhafazası için gemi toplanmasının ya Rusya’dan yeni göçmenlerin nakledilmesi veya son zamanlarda Selanik’e gelen göçmenlerin tekrar Pontus ve İstanbul’a götürülmeleri veyahut Yunan topluluklarının tehlikede bulunduğu Pontus’a ordu gönderilmesi için yapıldığının mümkün olduğu kadar çok zikredilmesi lazımdır.” 15

O günlerde, Venizelos’un barış konferansında dile getirdiği isteklerinden haberli olan İzmirli Rumlar umutlu; Türkler ise kaygılı bir bekleyiş içindeydiler.

Şekil 2. Yunan Ordusu’nun Kadifekale’de Kurduğu Radyo İstasyonu, 1919

13 Mayıs 1919 öğleden sonra, Iron Duke Zırhlısı ile İzmir’e gelmiş Calthorpe’un vakit geçirmeden Komodor Fitzmaurice (İngiliz), Tümamiral Duvauroux (Fransız), Albay Magliano (İtalyan), Dayton (Amerikan) ve Albay Mavrudis ile yaptığı bir görüşme sonucunda Fransızların Foça’daki bataryaları, İtalyanların Karaburun, İngilizlerin Kösten Adası ve Yunanlıların Sancakkalesi Tabyası’nı 120 kişilik müfrezelerle işgal etmeleri kararlaştırılmıştı. 16 Bu kararın 14 Mayıs sabahı saat 09.00’da İngiltere’nin İzmir Konsolosu Mr. Morgan tarafından Vali Ahmet (Kambur) İzzet Bey’e; Albay Smith tarafından da 17. Kolordu Kumandanı Ali Nadir Paşa’ya bildirildiği (saat 11.00’da İngiliz Amirali Sir Richard Webb aynı notayı İstanbul’da sadrazama vermişti) saatlerde, önce Iron Duke Zırhlısı’nın bir motoru, daha sonra limandaki diğer müttefik gemilerinden deniz piyadeleri kordon boyuna çıkarak kendi konsolosluk, banka ve postanelerini koruma altına almışlardı. 17 Ali Nadir Paşa, kendisine verilen notanın içeriğini gönderdiği Harbiye Nezareti’nden, “mütareke ahkamına (hükümlerine) riayet ediniz” yanıtını almıştı. Notada adı geçen mevzilerin işgalinde, bir sıkıntıya meydan vermemek için işgal müfrezelerine eşlik etmeleri istenen Osmanlı subayları (her müfrezeye bir tane), öğle üzeri saat 12:00’de Iron Duke’e gönderilmiş ve bu mevkilerdeki Osmanlı kıtalarına karşı koymamaları emredilmişti. 18 Diğer mevkiler gibi Sancakkale Tabyası da Averoff Gemisi’nden Teğmen Petropulos ve Smafor Çagar komutasındaki Yunan deniz piyadelerince olaysız şekilde işgal edilmişti. 19

Aynı saatlerde Mavrudis, İzmir Metropoliti Hrisostomos’tan (Kalafatis) ihtiyar meclisi üyeleri, Yunan gazetecileri, cemiyetlerin üyeleri ve şehrin ileri gelen Rumlarını, saat 16.00’da metropolitlik binası olan Aya Fotini Kilisesi’nde yapılacak olağanüstü bir toplantıya çağırmasını istemişti. Belirlenen yere tam verdiği saatte gelen Mavrudis, metropilitliğin salonundan bahçesine taşan kalabalığa Venizelos’un şu mesajını okumuştu:

“Beklenen an geldi. Yunanistan, barış konferansı tarafından İzmir’in işgali ve güvenliğini sağlamakla görevlendirildi. Müzakere başkanları, İzmir’in Yunanistan’la birleşmesi konusunda karara varmışlardır. Balkan Savaşı’na kadar size boyunduruk vuranların kölesi durumunda idiniz, artık müsterihim, kalbim ferahtır, bugünden itibaren Küçük Asya, Yunanlılarının ruhları ferahlasın… Vicdanlarınızın tezahüratına pek tabii engel olacak değilim. Fakat bu tezahüratın birlikte yaşadığımız unsurlara karşı bir düşmanlık kisvesine bürünmeyeceğinden emin bulunmaktayım. Bu tezahürat bir kardeşlik havası içinde cereyan etmelidir… Mahalli halka güven ve emniyet telkin ederek, milli özümüzle uyumlu hareket etmekle kalmayacak, aynı zamanda yüksek milli çıkarlarımıza en mükemmel hizmeti yapmış olacağız… İncil milli davalarımızın dirilticisidir”.20

Mesajın okunması sırasında atılmaya başlayan “zito” çığlıkları göğe yükselirken Albay Mavrudis, Birinci Piyade Tümeni işgali tamamlanıncaya kadar şehirdeki bakkal, meyhane ve mağazaların kapatılmasını istemişti. “Yaşasın Demir Larissa Tümeni” çığlıkları arasında dağılan kalabalık, haberi yıldırım hızıyla mahallelerinde yaymış, dükkânlarını kapayan Rumlar gelecek gemileri gözlemek üzere rıhtıma koşuşmuşlardı. 21 Aynı saatlerde, Amalthia Gazetesi (İzmir) matbaasında Türkçe ve Yunanca olarak Yunan İşgal Ordusu Kumandanı Zafirios’un İzmir halkına; Hrisostomos’un Rumlara hitabeden bildirileri basılmaktaydı. 22 Bu bildiriler gece yarısına doğru Rumlarca, şehrin yol ve duvarlarında görülebilecek yerlere yapıştırılmış, Konstantions Terzopulos tarafından Türkçe’ye çevrilen Zafirios’un bildirisi ayrıca, ertesi gün yayımlanacak Rumca gazetelere dağıtılmıştı. 23

Bunlardan ilkinde Zafirios, “Müttefiklerinin uygun görmesiyle hareket eden, bağlı bulunduğum hükümetten aldığım emir gereğince, İzmir ve civarının askeri işgaline girişiyorum. İşgalden maksat, mevcut kanunların korunması suretiyle tüm halkın refahını sağlamaktır. Bu işgalin gerçekte üç bin yıldan beri Yunanistan ile birçok sebeplerden dolayı bağları bulunan söz konusu arazi hakkında, konferansça alınması beklenen kararı çabuklaştırmak düşüncesi ve amacı kesinlikle yoktur. Tamamen eskisi gibi vazifelerine devam edecek olan mülki ve dini dairelerin memurları, vazifelerinin yerine getirilmesi ve asayişin sağlanması konusunda her an askeri birliklerin yardımını isteyebilirler. Kumandanlığa başvuru her zaman serbesttir ve askeri memurlar kendilerine vaki olacak herhangi bir şikâyeti şefkatle dinlemek için daima hazırdırlar. Cins ve mezhep ayrımı yapmaksızın, bütün halka huzur içinde iş ve güçleriyle meşgul olmalarını ve güzel vatanlarının geleceği için konferansın kararlarını güvenle beklemelerini tavsiye ederim” diyordu. 24

“Kardeşlerim” hitabıyla başlayan ikincisinde ise Hrisostomos, Rum-Ortodoks Cemaati’ne işgali, şu cümlelerle müjdeliyordu:

“Bugün sizleri muhteşem ve ilahi bir törene davet ettik, bu öyle bir törendir ki, milletler uzun asırlar boyunca bir kez gerçekleştirme şansına sahiptirler. Huşu ve tazimle eğiliniz. Tanrı korkusuyla ve başlarınız dik durunuz, Tanrı’nın büyük, doğruluğu tartışılmaz emirlerine sadece ruhlarınızı eğiniz. Kardeşler! Beklenen an gelmiştir. Asırlık arzular yerine getirilmektedir. Olağanüstü yıllar yaklaşmıştır. Irkımızın büyük umudu, anamız Yunanistan’la birleşmek yolunda bağrımızı kızgın demir misali yakan ve kavuran o şiddetli, derin ve sıcak arzunuz, işte bugün, tarihi ve minnetle anılması gereken 14 Mayıs günü gerçekleşiyor. Mayısın 14’ü olan bugünden başlayarak, birleşik, şanlı, ölümsüz, büyük vatanımız Yunanistan’ın ayrılmaz bir parçasını oluşturuyoruz. Yunan tümenlerinin Küçük Asya sahillerine çıkarması başlamıştır. İzmir’in dıştaki kalesi (Sancakkale/Yenikale) Yunan kıtaları tarafından işgal edilmiş, kurtarıcılarımız yarın şehrin işgali için geleceklerdir. Yaşasın millet!” 25

İzmir Türklerine gelince; Rumların yaklaşık 45 gündür devam eden ve önceki sürece nispeten sakin tavırlarına rağmen, son hafta içinde limandaki savaş gemisi trafiğinin hızlanması ve 14 Mayıs sabahından itibaren gözledikleri olağandışı gelişmelerden, Yunan kıtalarının ertesi gün şehri işgal edeceğini anlamışlardı.26 İzmir’in Yalılar semtinde oturan Rum ve Ermenilerin arabalarla Punta’ya taşınmalarından sonra yayılan: Sancakkale’nin işgal edildiği yolundaki söylentilerin gerçek olduğu, vilayet makamının öğleye doğru yayınladığı bir bildiri ile kesinlik kazanmıştı. 27 Öğleden sonra Sultani binasında yapılan toplantının ardından, Türk Ocağı’nda devam eden görüşmeler sonucunda ortaya çıkan, Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi’nden Moralızade Halit, Ragıp Nurettin ve Mustafa Necati beylerce kaleme alınan bildiride28, “İzmir ve havalisi Yunan’a ilhak ediliyor. İşgal başladı. İzmir ve çevresi tamamen ayakta ve heyecandadır. İzmir son ve tarihi gününü yaşıyor. Son ümidimiz milletimizin göstereceği karşı koymaya bağlıdır. Miting ve telgraflarla her yere başvurunuz. Ve Vatan Ordusu’na katılmaya hazırlanınız” denilirken amaçlanan, Haydar Rüştü (Öktem) Bey’in de vurguladığı üzere, alınan kararların bütün ulusa duyurulmasıydı. 29

Aynı saatlerde, çocuk doktoru Ali Agâh Bey’in ve Moralızade kardeşlerin Birinci Kordon’daki ticarethanelerinde kaleme aldığı “İlhakı Red Heyet-i Milliyesi” imzalı bildiride ise30 İzmir’in Türk halkı şu cümlelerle Maşatlık’ta (Yahudi Mezarlığı) yapılacak mitinge davet edilmişti:

“Ey Bedbaht Türk!… Wilson prensiplerinin insancıl başlığı altında senin hakkın gasp ediliyor ve namusun yırtılıyor. Buralarda Rum’un çok olduğu ve Türklerin Yunan’a katılmasını memnuniyetle kabul edeceği söylendi ve bunun sonucu olarak güzel memleket Yunan’a verildi. Şimdi sana soruyoruz. Rum senden daha mı çoktur? Yunan egemenliğini kabule taraftar mısın? Artık kendini göster. Bütün kardeşlerin Maşatlık’tadır. Oraya yüzbinlerle toplan. Ve ezici çoğunluğunu orada bütün dünyaya göster. İlan ve ispat et. Burada zengin, fakir; âlim, cahil yok. Fakat Yunan egemenliğini istemeyen ezici kütle vardır. Bu sana düşen en büyük görevdir. Geri kalma. Hüsran ve düşkünlük yarar getirmez. Binlerle, yüzbinlerle Maşatlık’a koş ve Heyet-i Milliye’nin emrine itaat et!…”

Şekil 3. İzmir Metropoliti Hrisostomos Kalafatis; 15 Mayıs 1919

Anadolu Gazetesi matbaasında akşam üzeri basılan bu bildirilerden ilki, bazı değişikliklerle ülkenin tüm vilayet, sancak, kaza ve belediye başkanlıklarına gönderilirken31; ikincisi, sultani öğrencileri tarafından daha mürekkebi kurumadan Türk mahallelerindeki evlere dağıtılmaya başlanmıştı. Davul eşliğinde, “Vatanını sevenler Yahudi Maşatlığı’na gelsin” diye bağıran gür sesli gençler, okuma yazma bilmeyen halkı mitingden haberdar etmişlerdi. 32 Davetin içeriğinden anlaşılacağı üzere miting, Yunan Ordusu’nun karaya çıkmasına karşı koymak için değil, Türklerin İzmir’de Rumlardan kalabalık olduğunu göstermeyi amaçlıyordu ki, seçilen toplanma yeri çok anlamlıydı. Deniz kıyısına yakın yüksekçe bir tepe (şimdiki Varyant) üzerinde bulunan Maşatlık, liman ve şehrin her yanından rahatça görülebildiğinden, verilmek istenen mesaj için en uygun mevkiiydi. 33

Gece yarısına doğru binlerce Türk’ün katılımıyla başlayan miting, üzerinde durulacak noktalar önceden tespit edilmediği ve her konuşmacının kendi çözümünü seslendirmesi nedeniyle son derece düzensiz geçmişti. 34 Miting devam ederken, “İzmir İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyeti” (İzmir Yedek Subayları Yardımlaşma Derneği) üyelerinin başında bulunduğu halk, polis dairesindeki silah deposuna hücum ederek kapıları kırmış, silah ve cephaneleri almıştı. Kalabalık oradan askeri hapishaneye geçerek “İttihatçılık”, “Rumlara saygısızlık” ve “yabancılara karşı gelme” gibi bahanelerle tutuklanmış bulunan subayları tahliye etmişti.35

Maşatlık Mitingi devam ederken, Punta’da hummalı bir faaliyet sürmekteydi. Yunan kıtalarının rıhtım ve iskelelere çıkışını kolaylaştırmak için, 14 Mayıs akşamı, Yunan Donanması süvarilerinden Panos Argiropulos denetiminde başlayan çalışmalar Rum mühendis, işçi ve hamalların gönüllü katkılarıyla sabaha karşı bitirilmişti. Yunan deniz piyadeleri sokaklarda sıkı güvenlik önlemleri almış, yanaşmanın olacağı iskelelere toplanmak yasaklanmıştı.36 Gün ışıdığında, vilayetin her yanından trenlerle İzmir’e taşınmış olan Rumlar, ellerinde çiçek ve Venizelos’un resimleri olduğu halde, Yunan bayraklarıyla donatılmış kordon boyuna toplanmışlardı. Gece saat 02.00’de Yera Limanı’ndan İzmir’e hareket eden Yunan konvoyu37, İzmir Limanı’na girmezden kısa bir süre önce (saat 06.45’te), limanda demirli Averoff Zırhlısı ve Limnos Torpidosu’ndan karaya çıkan Yunan deniz piyadeleri gümrük (eşya gümrüğü), liman dairesi, Pasaport’taki (Kantar) polis karakolu ve telgraf merkezini Türk çalışanlarından teslim almışlardı.38 On sekiz gemiden oluşan konvoy, saat 07.30’da çıkarma iskelesine yanaşırken Türkler, Köylü Gazetesi’nde Vali Ahmet İzzet Bey’in şu yazısını okuyorlardı: “Bazı bedbahtlar İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği tarzında şayialar çıkarmışlardır, yalandır. Tekzib edilir”.39

Rumların “zito” çığlıkları altında, Punta İskelesi’ndeki Avcılar Kulübü önüne yapılmaya başlayan çıkarma iki saat içinde tamamlanmış, Hrisostomos’un bizzat kutsadığı üç alay, kendilerine gösterilen mevkileri işgal etmek amacıyla harekete geçmişlerdi. Görev yeri olan Karantina’yı işgal için sağında-solunda yerli Rumlar olduğu halde, kordon boyunu izleyerek Vilayet Konağı önüne gelen (saat 11.00 gibi) 1/38. Efzon Alayı’na, kim veya kimler tarafından sıkıldığı kesin olarak bilinmeyen kurşunlara, kısa bir panikten sonra Yunan askerleri karşılık vermişler, Osmanlı makamlarının onlara karşı hiçbir silahın kullanılmadığını bildirdikleri 17. Kolordu Kumandanlığı binası (Sarı Kışla) ve Vilayet Konağı’yla, sivillerin kümelendiği Kemeraltı Caddesi girişi ve civardaki kahve ve oteller yaklaşık bir saat ateş altında tutulmuşlardı. Ardından Yunan askerleri tarafından onurları kırılarak teslim alınan Kolordu mensupları ile vilayet personeli40, binlerce Rumun kızgın bir şekilde bekleştiği Birinci Kordon’dan yürütülerek, Avcılar Kulübü önüne demirlemiş Patris Vapuru’na hapsedilmişlerdi.41 İtilaf Devletleri’nin gözü önünde yapılan bu yürüyüş sırasında Yunan askerleri ve sivillerin yönelttiği ağır saldırılara maruz kalan askerlerden, sadece subay olarak 9 ölü, 21 yaralı verilmiş, 27 kişi de kaybolmuştu.42

Öğleden sonra saat 16:00 civarında, planlanan mevkilere yerleşerek işgali tamamlayan Yunan kıtalarının kayıplarını 2 ölü 9 yaralı olarak veren Zafirios’un, diğer kayıplar konusunda verdiği rakamlar şöyleydi: Türkler 5 asker ölü, 8 subay, 8 asker ve 41 sivil yaralı; Yunanlılar, sivillerden 9 ölü 34 yaralı ve değişik milliyetlerden 47 ölü olmak üzere toplam 163 kişiydi.43 Bu raporu aldıktan sadece iki gün sonra, çıkarma günü yapıldığı öne sürülen uygulamalara ilişkin duydukları ile İzmir’den gönderilen bilgilerin uyuşmadığını belirten Yunan Başbakanı, Dışişleri Bakanlığı’ndan yeni bir rapor istemişti.44 Paris’te Yüksek Konsey’in başkanlığını da yapmakta olan Fransa Başbakanı Clemenceau’ya gönderdiği ve Moniteur Oriantal Gazetesi’nde yayımlanmış mektubunda, Zafirios’un verdiği genel toplamın üzerine çıkmamış ancak kayıpların milliyetlere göre dağılımını farklı sunmuştu. Venizelos’a göre, çıkarma günü İzmir’de cereyan eden olaylarda 63 ölü, 100 yaralı vardı. Bunlardan 62’si asker ve sivil olarak Yunanlı; 78’i Türk; 1’i Musevi ve 22’si diğer milletlerdendi.45 Verdiği rakamların gerçeği yansıtmadığı, işgalden birkaç ay sonra, İzmir olaylarını araştırmak amacıyla Yüksek Konsey’ce görevlendirilen karma komisyon tarafından tanzim edilen raporun 16. Maddesinden açıkça anlaşılacaktı: “İzmir’in işgali sırasında ölen ve yaralananların sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Tahminen Yunanlılardan 2 er ölü, 6 yaralı, 20 sivil ölü, 60 yaralı; Türklerden ise 300 veya 400 ölü ve yaralıdır” 46. Resmi Türk belgelerine göre ise, “işgalin ilk 48 saati içinde İzmir ve banliyölerinde (Urla Yarımadası ve köyleri dahil) öldürülen Türklerin sayısı 2 binin çok üzerinde” idi.47

İşgal Kuvvetleri Kumandanı Zafirios şehrin işgali tamamlandıktan sonra gazetelerde yayımlattırdığı bir emirle akşam saat 20.00’den ertesi gün 06.00’ya kadar sokağa çıkma yasağı ilan etmiş, emre uymayanların hapsedileceklerini söyleyerek uyarmıştı.48 Şehrin güvenliğinden sorumlu olması için Zafirios’un kurduğu mevki kumandanlığının aynı gün yaptığı ilk iş, hangi din ve milliyetten olursa olsun sakinlerin birbirlerine saygılı olmalarını isteyen ve gece 02.00’den 06.00’ya kadar sokağa çıkmayı yasakladığını belirten bir ilan yayımlatmaktı.49 Yunan kıtaları, şehir merkezinde güvenliği tamamen sağladıklarını açıkladıkları gün50, işgal ettikleri bölgeyi genişletmeye başlamışlardı. Şöyle ki, 4. ve 5. piyade alaylarına bağlı keşif ve emniyet müfrezeleri, 16 ve 17 Mayıs’ta, İzmir’in işgalinden hemen sonra erlerinin tamamı firar eden; subayları ise, 15 Mayıs’ı 16’ya bağlayan gece Tire’ye çekilen: Seydiköy ve Gaziemir’deki Osmanlı garnizonlarının51 doğusundaki Cumaovası ve Develi köyleriyle Bornova, Karşıyaka ve Buca’yı işgal etmişlerdi.52 Böylece ihraç iskelesi ve ikmal üssü konumunda olan İzmir şehrini, daha ileri mevkilerde kurduğu köprübaşlarıyla örterek (bu askeri bir zorunluluktu), küçük çaplı bir güvenlik kuşağı oluşturan Yunan kıtaları, Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyebilirdi.53

Şekil 4. Vali Ahmet İzzet Bey (fesli ve sakallı); 1919 Nisan’ında İzmir Rum Hastanesi’nde yumurta tokuşturuyor; sağ yanında Albay İlia Mavrudis, sol yanında Hrisostomos ve Yunan Kızılhaç Misyonu Başkanı Albay Çunukas

Venizelos’un böyle bir harekât için Yüksek Konsey’den izin almaya çalıştığı sırada, İzmir’deki tümen karargâhı iç kısımlarda, Türklerin karşı saldırı için hazırlık yaptığı yolunda duyumlar almaktaydı.54 Albay Mavrudis, 16 Mayıs tarihli bir telgrafında, İzmir olaylarının ardından dahilde (Rumlardan) intikam almaların başladığını, yeterli kuvvet olmadığından bunları önüne geçilemediğini belirterek, “İtalyanlar Türkleri teşvik ediyorlar, Kuşadası’nın işgalinden55 sonra bunlara, yardıma hazır olduklarını söylüyorlar, yabancı temsilciler asayişi temin edebileceğimizden emin değiller. Kanaatime göre işgal kuvvetlerine bir tümenin daha gönderilmesi lazım ki içerilerde başlayan asayişsizlik ortadan kaldırılabilsin” diyordu. 56 Albay Zafirios’un, 17 Mayıs tarihli ve “Aydın Vilayeti Rum Ahalisine” başlıklı beyannamesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, asayişin bozukluğu Rumların eseriydi:

“Her taraftan alınan malumatlara göre, vilayet dahilinde ve haricinde, Rum ahali tarafından Türklere karşı silah kullanılmakta ve taşınmaz malları yağma edilmektedir. Söz konusu hadiselerin iffet ve namus sahibi Rum ahali tarafından olmayıp bir takım ahlaksız ve düşüncesiz kimselerden vukua geldiği muhakkak addolunuyorsa da her fedakârlığı ve bütün inzibati teşebbüsleri göze alarak asayişin iade ve takarrürüne azmettiğim bir dakikada, bu tür olaylar ve vukuatın ortaya çıkışı asla kabul edilemeyeceğinden, tekrarını kati surette men eder ve asayişin temini hususunda son derece sert hareket edeceğimi ihtar ederim.” 57

Cephe gerisinde düzeni sağlamaya çalışırken, daha ziyade doğu istikametinde genişleyen işgal bölgesini bir tümenle tutamayacaklarını bilen Yunan kurmayları, işgalinden üç gün sonra İzmir’e 6. Adalar Alayı ile 500 kişilik bir jandarma taburu getirmişlerdi.58 Aynı gün Venizelos Zafirios’a, Atina’daki 8. Girit Alayı’nın İzmir’e hareketi konusunda emir verdiğini belirttikten sonra “Elinizde beş piyade alayı ile 500 jandarma mevcuttur. Üç piyade alayı ile İzmir ve dolaylarını işgal edebilirsiniz. Doğuda bulunan Aydın şehri işgal edilmelidir. Ancak İtalyanlarla temasa geçmemeye çalışın” demişti.59

Yüksek Konsey’in 18 Mayıs tarihli toplantısında, Yunanistan’da bulunan Anadolu’dan gelmiş/gönderilmiş Rum göçmenlerin yeniden memleketlerine yerleşmesini sağlamak için Yunan kıtalarının Ayvalık’tan Selçuk’a kadar uzanan sahil şeridini işgal etmesini isteyen Venizelos, 19 Mayıs’ta Zafirios’a “Yüksek Konsey’in kararıyla Ayvalık Kazası ve İzmir Sancağı dâhilinde bulunan araziyi işgal ederek, asayişin sağlanmasından sonra Yunanistan’da bulunan buralı göçmenlerin vatanlarına yerleşmelerinin temini gerekir” demişti.60 Yerli Rumlardan silahlı milislerin eşlik ettiği Yunan kıtaları, 56. Tümen’in Urla’da bulunan 18 (er) mevcutlu 173. Alayı ile -bunlara 120 Türk milis de katılmıştı- kısa bir çatışmadan sonra 17 Mayıs’ta Urla’ya61; 20 Mayıs’ta ise, bu alayın sadece gözetleme postalarının bulunduğu önce Alaçatı Nahiyesi, daha sonra Çeşme’ye girmişlerdi. Yüzbaşı Alekos’un kumanda ettiği Yunan birlikleri Alaçatı’da, Nahiye Müdürü ve Belediye Bakanı’nca davul-zurna ve üzerinde Venizelos’un resmi bulunan bir çiçek buketi verilerek karşılanmıştı. Öğleden sonra saat 16.00’ya doğru Çeşme önlerine gelen Alekos’u, Sakız Adası Genel Valisi Yorgos Papandreu, Deniz Albay Malikopulos ile ellerindeki Yunan bayrakları ile kaymakam, polis müdürü ve müftü karşılamış; Çeşme Mevki Kumandanı Binbaşı Kemal, kaymakamlık binasında şehri Yunan birliklerine teslim etmişti.62

20 Mayıs’ta başladığı anlaşılan Yunan işgal harekâtı, sancağa bağlı çoğu kazanın bulunduğu nehir vadilerinde gelişmiştir. Gediz Vadisi’nde 21 Mayıs günü, Menemen’in işgaliyle başlayan harekât hiçbir direnme görmeden İzmir Sancağı’nın idari sınırlarını aşarken (26 Mayıs’ta Manisa, 29 Mayıs’ta Turgutlu işgal edilmişti); kuzeyde Karesi Mutasarrıflığı’na bağlı Ayvalık’ta, Türk ve Yunan kuvvetleri arasında kanlı çarpışmalar olmuştu. Yunan kaynakları, Aşağı Gediz Vadisi’nde işgalin çatışmasız tamamlanmasını, atanmış bazı Türk idarecilerin satın alınmasına bağlamaktadır. Gazeteci Kostas Mihailidis, Albay Mavrudis’in, Leon Torpidosu’nda 16 Nisan 1919 akşamı verdiği bir yemekte, olası bir Türk direnişini kırmak için Yunanistan’ın rüşvet vererek bazı idarecileri satın almak istediğini; bu çerçevede öncelikle Manisa Mutasarrıfı ile Menemen ve Turgutlu kaymakamlarının düşünüldüğünün, şu şekilde kendisine söylediğini belirtmektedir: “Bu iş için tahsis edilen milyonlar sakın seni ürkütmesin, milli gayemiz için sarf edilecek miktarın hiç rolü yoktur. Her birine yirmi beş milyon (Drahmi) taksim ediyorum. Bu paraların yarısı peşin, yarısı işgalden sonra verilecektir.” Ertesi gün (17 Nisan) Menemen, Manisa ve Turgutlu’ya giden Mihailidis, söz konusu idarecilerin tümünü kazandığını belirttikten sonra, “Menemen Kaymakamı ile yaptığım anlaşmadan çok memnun kalmıştım. Menemen’in işgali başladığında göreceğimiz gibi hiçbir sözümde yalancı çıkmamıştım” demektedir.63

Küçük Menderes Vadisi’nde 25 Mayıs’ta Bayındır, 29 Mayıs’ta Tire’yi rahatlıkla işgal eden Yunan kıtaları, vadinin son büyük yerleşmesi olan Ödemiş’te sert bir direnişle karşılaşmışlar, 1 Haziran sabahı başlayan ve gün boyu devam eden bir çatışmanın ardından aynı gün şehre girmişlerdi.64 Bakırçay Vadisi’nde ise 12 Haziran’da rahatça Bergama’ya giren Yunan kıtaları65, civardaki Türk kuvvetlerinin tazyiki sonucu 15 Haziran’da şehri terk etmişler, ancak takviye alarak 19 Haziran’da Bergama’yı tekrar işgal etmişlerdi. Vali Ahmet İzzet Bey’in aynı günlerde yayımladığı bir tamimde, bazı sorumsuz kişilerin girişimleri sonucu, Yunan Ordusu’na karşı konulduğunun anlaşıldığı belirtildikten sonra, çete tertibi ve gönüllü toplamak gibi girişimlerin manen ve maddeten zararlı olduğu, buna cüret eden veya hoşgörüyle yaklaşanların büyük bir sorumluluk üstlendiklerini belirtmesi, vilayet makamının Kuva-yı Milliye’yi nasıl gördüğünü açıklaması bakımından ilginçti.66

20 Haziran 1919 tarihi itibariyle Yunan kıtaları, Kuşadası merkez ve bazı köyleri, Bergama’ya bağlı Turanlı Nahiyesi’nin bir kısmı67 ile Ödemiş’e bağlı Kelas ve Balyambolu nahiyeleri dışında İzmir Sancağı’nın tümünü işgal etmişler ve 1922 yılının eylül ayına kadar, bölgedeki mevcudiyetlerini korumuşlardı. 68

KAYNAKÇA

* Bu makale, Engin Berber’in Afet İnan Tarih Araştırma Ödülü’ne değer bulunmuş: “Mütareke ve Yunan İşgali Döneminde İzmir Sancağı” başlıklı doktora tezinden bir bölümün, yazarınca küçük dokunuşlar yapılıp dergimiz formatına göre düzenlenmiş halidir.

[1] Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, “İ Simmahiki Entoli yia tin Katalipsi tis Smirnis kai i Drastiriopisi tis Ellinikis İgesias” (İzmir’in İşgali için Müttefik Emri ve Yunan Yönetiminin Çabası), Meletimata yiro apo ton Venizelo kai tin Epohin Tou (Venizelos ve Dönemiyle İlgili Çalışmalar), Atina, 1980, s. 158’de, Venizelos’tan Diomidis’e 1205 numaralı telgraf.

2 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 159’da Venizelos’tan Paraskevopulos’a.

3 İstoria tou Ellinikou Ethnous (Yunan Ulusunun Tarihi), IE, Atina, 1980, s. 116.

4 Niku Psirukis, İ Mikrasiatiki Katastrofi (Küçük Asya Felaketi), Atina, 1988, s. 13’de, 64087/1037 numaralı telefon emri.

5 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 16.

6 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 161’de, Venizelos’tan Paraskevopulos’a 10 Mayıs 1919 tarihli telgraflar.

7 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 165’de, Venizelos’tan Dışişleri Bakanlığı’na, 4425 numaralı telgraf ve Mihail Rodas, İ Ellada stin Mikran Asia 1918-1922 (Yunanistan Küçük Asya’da), Atina, 1958, s. 64.

8 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 14.

9 Değişik tür savaş gemilerinden oluşan deniz tümeni.

10 Konstantinos Nider, Küçük Asya Harekâtı 1919-1920, ATASE Kütüphanesi’nde Basılmamış Daktilo Metin halinde, Çev. Lefter Ksantopulos, Atina, 1928, s. 2-3’de, bu seyir planı Kaptan Granvil ile Yunan Deniz Albayı Aftonidis arasında yapılan bir görüşmed sonucu kararlaştırılmıştı. 

11 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, ss. 116-117 ve Rodas, s.65.

12 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 15 ve Mihailidis, Küçük Asya Seferi, ATASE Kütüphanesi’nde Basılmamış Daktilo Metin halinde, Çev. S. Karaoğlu, (y.y. ve t.y.), ss. 128-129.

13 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 117 ve Nider, s. 5.

14 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 117.

15 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 160’ta “çok ivedi” üst notlu 4249 numaralı telgraf.

16 Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, Ankara, 1970, s. 569.

17 Mihailidis, s.136.

18 Fahrettin Altay, “İzmir Faciasının Muhakemesi”, Belleten, 23/89, 1959, ss. 145-147’de, Ali Nadir Paşa’nın 25 Ekim1920’de alınan ifadesinden.

19 Mihailidis, ss. 137-138.

20 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 117 ve Rodas, ss. 59-61. Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, ss. 165-166’da Venizelos’tan Mavrudis’e iletilmek üzere Dışişleri Bakanlığı’na gönderilmiş 13 Mayıs 1919 ve 4443 numaralı telgraftan anlaşılacağı üzere, bu mesajı Başbakan bizzat kaleme almıştı.  

21 Rodas, s. 61 ve Yunan Ordusu İzmir’de, ATASE Kütüphanesi’nde Basılmamış Daktilo Metin halinde, Çev. Koço Theodoris-Konstantinos Ioannis, Atina, 1956, s. 49.

22 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 118.

23 Rodas, s. 62.

24 Gerçekte E. Venizelos’un kaleminden çıkmış olan bu bildiri, Türkçe Ahenk gazetesinin (İzmir), işgal sonrası basılmış 17 Mayıs tarihli ilk nüshasına konulmuştu. Ahenk, 3 Temmuz 1921’den, gazetenin 15 Mayıs günü, Zafirios’un bildirisinin Türkçe olan kısmını, “halkı (Türk) meraktan kurtarmak için” ilave olarak bastırıp parasız dağıttığı öğrenilmektedir.

25 D. Haralambus Triantafillidi, İ Mikrasiatiki Ekstratia kaı to İmorologeion enos Oplitou (Küçük Asya Harekâtı ve Bir Savaşçının Günlüğü, Birinci Kitap, Atina-Yanya, 1984, ss. 26-77.

26 Kazım Özalp, Millî Mücadele 1919-1922, C. 1, Ankara, 1985, ss. 4-5’de belirtildiği üzere, Maliye Müfettişi Muvaffak Bey o gün Kemeraltı’na, ertesi gün İzmir’in işgal edileceği haberini ulaştırmıştı.

27 Haydar Rüştü Öktem, Mütareke ve İşgal Anıları, Haz. Zeki Arıkan, Ankara, 1991, ss. 71-73’te, “… Okuduk, beynimizden yıldırımlarla vurulmuşa döndük. Çünkü beyanname (Yeni Kale’nin) müttefik kuvvetleri tarafından işgal edildiğini ifade ediyordu. Demek ki, verilen teminat kapkara bir haberden başka bir şey değildi” yazmaktadır.

28 Nail Moralı, Mütareke’de İzmir Olayları, Ankara, 1973s, s. 26-27.

29 Öktem, s. 67.

30 İlhakı Red Heyet-i Milliyesi’nin El İlanı; Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nde. Ayrıca, Bilge Umar, İzmir’de Yunanlıların Son Günleri, Ankara, 1974, s. 102’den görüleceği üzere, bu bildiri el yazısı ile de çoğaltılıp dağıtılmıştır. El yazısı bildirinin, basılan bildiri ile aynı olmadığı, altındaki imzaların farklı olmasından anlaşılmaktadır.

31 Nurdoğan Taçalan, Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken, İstanbul, 1981, ss. 196-197. Vali İzzet Bey’in gönderilmeden önce bu bildirinin sonuna, “Ağırbaşlılık ve hareketsizliğinizi son derece muhafaza ederek, hiç kimsenin incinmemesine itina ve dikkat olunması” ifadesini (!) eklediği; bu duruma, gönderilmesine engel olabileceği endişesiyle ses çıkarılmadığı anlaşılmaktadır.

32 Öktem, s. 76 ve Özalp, C. 1, s. 6.

33 Çıkarmadan bir gün önce, şehrin Türk kesiminde yapılan çalışmaların Yunan makamlarınca büyük bir titizlikle izlendiği, hatta müttefiklerin kaygılandıkları anlaşılmaktadır. Rodas, ss. 61-62’de, 14 Mayıs günü İzmir’deki Yunan Konsolosluğu’nda gemi süvarisi Bufis ile Konsolos Stavris Liatis’in başkanlığında, Türkleri izleyecek bir haber alma merkezi kurulmuştu. Girit ve Makedonya’da Yunan davasını desteklediği için, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türklerce ölüm cezasına çarptırılmış (!) İngiliz A. Vedova, 14 Mayıs öğleden sonra ve gece Türk Mahallesi’nde kalarak gördüklerini Bufis’e aktarmış, bu bilgiler Mavrudis üzerinden Amiral Calthprpe’a iletilmişti. Mihailidis, s. 143’te, bunun üzerine Amiral, Iron Duke Zırhlısı’nın toplarının Maşatlık ve Türk Mahallelerine çevrilmesini emretmişti.

34 Yaşar Aksoy, Bir Kent Bir İnsan, İstanbul, 1986, s. 160’tan Maşatlık’taki mitinge katılanlardan Süleyman Ferit (Eczacıbaşı) Bey, “On binlerce kişinin katıldığı toplantıda en anlamlı konuşmayı Müftü Rahmetullah Efendi yapmıştı. Bu duygulu uyarıdan sonra söz alanlar arasında, olayları kendi görüşlerine göre değerlendirenler oldu. Orada duygular ne kadar canlı olursa olsun, eğer kitlenin başında değerli öncüler ve onların dayanacağı örgüt bulunmazsa, kalıcı sonuçların alınamayacağını bir daha anladım” demektedir.

35 Özalp, C. 1, s. 7. Bunu yapmak hiç zor olmamıştı. Çünkü Öktem, 75’de okunduğu üzere, Askeri hapishaneyi koruyan subay tutukluları bırakmaya ikna edilmişti.

36 Rodas, s. 67.

37 Nider, s .5’de, 15 Mayıs 1919 tarih ve 4127/2 numaralı telgrafta: Dışişleri Bakan Yardımcısı Repulis hareketinden (Midilli) kısa bir süre sonra konvoya şu kısa mesajı yollamıştı: “Bakanlar kurulu namma size başarılar temenni ederim”.

38 Mihailidis, s. 147.

39 Türk İstiklâl Harbi, II/1, Ankara, 1963, s. 70. Islahat, 14 Mayıs 1919’da Vali Ahmet İzzet Bey’in şu demeci okunmaktadır: “Diğer bir takım rivayet ki, o da Yunanistan’ın emeline dairdir. Bu da sırf söylentilerden ibarettir… Bunun için birtakım efsanelere aldanıp mustarip olmak ve beyhude memlekette heyecan uyandırmak vilayetin mevcut siyasetine de uygun değildir”.

40 Nider, ss. 7-8’de belirtildiği üzere bunlar arasında Vali Ahmet İzzet Bey de bulunmaktaydı. Vilayet Konağı’nı basan Yunan askerlerince tanınmayan Vali, yürüyüş kolu içinde tanınmış, işgal tam anlamıyla gerçekleşinceye kadar geçici karargâh olarak kullanılan Leon Torpidosu’na götürülerek Zafirios ile görüştürülmüştü. Rodas, s. 75’te yazıldığı üzere, aynı günün akşamı yanına çevirmen ve irtibat memuru olarak verilen Teğmen Yerakaris ile birlikte Karantina’daki evine gönderilmişti.

41 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 118’de, “İşgalin ilk günü tutuklanan Türklerin sayısı 1000’in üzerindeydi”. Mihailidis, s. 154’de bu sayı, asker ve sivil toplam 4.000 olarak verilmektedir.

42 Ölen subaylar arasında “Zito Venizelos” (Yaşasın Venizelos) diye bağırmayı reddettiği için süngülenen 17. Kolordu Asker Alma Dairesi Başkanı Miralay Süleyman Fethi Bey de vardı. 19 Mayıs günü evinde şehit düşen Süleyman Fethi Bey’in kanlı üniforması İstanbul’daki Askeri Müze’de, kabri İzmir-Narlıdere’de; sandukası nedendir bilinmez Agora Ören Yeri’ndedir.

43 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 150 ve 156’da Zafirios’dan Venizelos’a, 15 Mayıs kurbanları hakkında verilen ilk resmi rakamları içeren 25 Mayıs 1919 tarih ve 234 numaralı telgraf.

44 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, s. 150 ve 156’da Politis’ten Dışileri Bakanlığı’na gönderilen 27 Mayıs 1919 tarih ve 5581 numaralı telgraf.

45 İkdam, 19 Haziran 1919.

46 Nider, s. 86.

47 Türk İstiklâl Harbi, II/1, s. 56.

48 Amalthia, 16 Mayıs 1919.

49 Mihailidis, ss. 169-170’te, İzmir’in güvenliğini sağlama görevinin, Piyade Albay Çerulis’e verildiği yazılmaktadır.

50 Ahenk, 17 Mayıs 1919’daki, Zafirios’un 16 Mayıs 1919 tarihli günlük emri. Ancak bu açıklamayı ihtiyatla karşılamak gerekir. Zira Psiruki, s. 115’te yazıldığı üzere, Zafirios 17 Mayıs’ta Venizelos’a şehirde düzenin sağlanamadığını belirten bir telgraf göndermişti.

51 ATASE Arşivi, D. (49)-1. Ds. (87)-46. K. 12, F.43/1 /2’deki 19 Haziran 1919 tarih ve 3863 numaralı tezkere.

52 Türk İstiklâl Harbi, II/1, ss. 58-9 ve 79.

53 Türk İstiklâl Harbi, II/1, s. 80.

54 İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 119. Epitomos İstoria tis eis Mikran Asian Ekstratias 1919-1922 (Küçük Asya Harekâtı’nın Resmi Tarihi), Ordu Harp Dairesi Yayınları, Atina, 1967, s. 22’de, Tümen istihbaratına göre nüvesi İzmir’den çekilen 2.000 piyade ile 150 süvariden oluşan bir güç iç kısımlarda örgütlenmeye başlamış, Manisa ve Ödemiş’te çoğunluğu köylülerden oluşan milisler ve jandarma kıtalara katılmışlardı. Özellikle Aydın’da, 800 asker ve 4.000 başıbozuktan oluşan bir kuvvet bulunmaktaydı ki, şehirde mevcut silah deposundan donatılmışlardı.

55 Türk İstiklâl Harbi, II/1, ss. 106-107’de, 150 kişilik bir İtalyan müfrezesinin 14 Mayıs 1919’da işgal ettiği Kuşadası esasen, Yüksek Konsey’in Yunanistan’ın denetimine bıraktığı bir kazaydı. İtalya’nın aynı gün, Kazaya bağlı Selçuk Nahiyesi’ni de işgal etmesini Yunanlılar, İtalyanların İzmir-Aydın Demiryolu hattının denetimini ele geçirmek istedikleri şeklinde değerlendirmişlerdi. Bu sebeple yeterince hazırlık yapmadan Aydın’ı işgal eden Yunan kıtaları, Türk kuvvetlerinin sert direnişi sonucu, kısa bir süreliğine de olsa, oradan çekilmek zorunda kalmışlardı. Aydın’dan çekilen Yunan kıtalarının yaklaşması üzerine İtalya Selçuk’u boşaltmış; Kuşadası ise, Sada-yı Hak, 1 Mayıs 1922’deki Albay Sariyannis imzalı resmi tebliğden anlaşılacağı üzere, 30 Nisan 1922 günü Yunan kıtalarınca işgal edilmişti.

56 Yunan Askeri ve Bahri Ansiklopedisi, I, ATASE Kütüphanesi’nde Basılmamış Daktilo Metin halinde, Çev. Vasil Kiryakidis, Ankara, 1957, s. 163.

57 Ahenk, 17 Mayıs 1919 ve Rodas, s. 77.

58 Mihailidis, s. 190 ve Türk İstiklâl Harbi, II/1, s. 105.

59 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, ss. 170-171’de Venizelos’tan Dışişleri Bakanlığı’na Zafirios’a iletmek üzere gönderilmiş 18 Mayıs 1919 tarih ve 4670 numaralı telgraf. Takviye kıtalarının gelişi mayıs ayı sonuna kadar devam etmiştir. İstoria tou Ellinikou Ethnous, IE, s. 120’de bunlar: 5. Adalar, 3. Süvari Alayları, İzmir Muhafız Taburu ile Birinci Piyade Tüme’inin ikmal taburudur.  

60 Efi Allamani-Krista Panayiotopulou, ss. 170-171’de Venizelos’tan Zafirios’a iletilmek için Dışişleri Bakanlığı’na gönderilmiş 18 Mayıs 1919 tarih ve 4712 numaralı telgraf.  

61 Türk İstiklâl Harbi, II/1, ss. 60-63.

62 Mihailidis, ss. 246-48

63 Mihailidis, ss. 93-103. Nider, s. 17’de, Gazeteci Kostas Mihailidis’in anlattıkları ve rolü onaylanmaktadır. Manisa Mutasarrıfı Çelebizade Hüsnü Bey, işgal yıllarında Yunanlılarla iş birliği yapmış Türk yöneticilerin en bilindiklerindendir. Türklerin “Hüsnüyadis” dedikleri bu kişi, Yunan Ordusu’yla birlikte Yunanistan’a gitmiş ve orada ölmüştür.  

64 Nider, s. 27’de, Ödemiş’e girmezden bir gün önce Yarbay Cavelas, İzmir’deki tümen karargâhına gönderdiği 1145 numaralı telgrafta, “Şu anda Hristiyan ve Müslümanlardan kurulu bir heyet beni ziyaret etti. Heyet asilerin (Hacı İlyas sırtlarındaki Türk kuvvetleri), Yunan Ordusu’nun hemen geri çekilmesini isteyen bir raporunu bana verdi” diyordu. Küçük Menderes Vadisi’nin işgali konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. Engin Berber, Taner Bulut ve Tülay Gül (Haz.), Ödemişli Bir Özgürlük Savaşçısının Kaleminden İlk Kurşun ve Sonrası Ali Orhan İlkkurşun’un Anıları, İzmir, 2013. 

65 ATASE Arşivi., K.320, Ds. 7, F. 16, 16-1’de, 14. Kolordu Kumandanı’ndan 188. Alay Kumandanı Atıf Bey’e gönderilen 17 Haziran 1919 tarihli emirden bazı Bergamalıların, Yunanlıları kazaya davet eden bir mazbata düzenledikleri anlaşılmaktadır. Nitekim, Özalp, C. 1, s. 25’te, “Bergama’nın Kuva-yı Milliye tarafından geri alınmasında, orada işgal esnasında millete hıyanet edenlerin cezaları verildi” denmektedir.

66 İkdam, 28 Haziran 1919 ve Kosmos, 12 Eylül 1919.

67 Başbakanlık Osmanlı Arşivi-DH/İ/UM, Ds. I 0/3, Bel. No. 2/32.

68 Özalp, C. 1, ss. 11-12’de, Ali Nadir Paşa’nın 14. Kolordu Kumandanlığı’na gönderdiği 21 Mayıs tarihli cevabi şifreden, 14 Mayıs’ta Fransız ve İtalyanlarca işgal edilen Foça ve Karaburun kazalarının sonraki günlerde, Yunan kıtalarına teslim edildiği anlaşılmaktadır.