• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Seçtiğimiz Yazılar

Vatan mahzun ben mahzun

zulfu Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli'nin istifası sonrasında yayına alınmayan veda yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
 

Vatan Mahzun Ben Mahzun

"Namık Kemal bir şiirinde şöyle demişti:

"Ölürsem görmeden millette ümid ettiğim feyzi

Yazılsın seng-i kabrime vatan mahzun, ben mahzun."

Biz de bugün aynı durumdayız. Hem vatan için, hem de Vatan için.

Devamını oku...
 

mete-cubukcu Mete Çubukçu

Suriye'den Irak Yaratmak

Şu sıralarda Suriye’ye yönelik bir saldırı gerçekleşmiş ya da bu konuda bekleme halinde olabiliriz. Aslında sorun bu saldırı kadar bu saldırı sonrasında bölgede yaşanacaklar. Konu gündeme geldiğinden bu yana medya yine tüm insani kaygılardan uzak; onlarca saldırısı senaryosu, hangi silahların nasıl etki edeceği, kullanılacak silahların ‘üstün’ niteliklerini sayfalarına taşırken, haberler askeri yığınak grafikleri ile ‘süsleniyor’. Bir deja vu hali yaşanıyor. 2003’de Irak işgali öncesinde ‘canı Bağdat’ta olmak isteyenlerin’ yerini sanki, siyasi geleceklerini ‘ her ne olursa olsun Suriye’deki rejimin devrilmesine bağlayanlar’ almış durumda. Köşe yazılarında ‘kendi hayal dünyalarında yarattıkları başarısız Suriye projesini’ devam ettirenler şimdi de müdahale silahına sarılmakta.  

 

Devamını oku...
 

kohen Sami Kohen


Suriye'yi vurmakla ne kazanılacak?

Savaş planlarının dünya kamuoyu önünde bu kadar aleni ve şeffaf biçimde açıklandığı şimdiye kadar hiç görülmedi.
“Kimyasal katliam”a karşılık olarak ABD’nin İngiltere ve Fransa ile birlikte Suriye’ye karşı girişeceği “sınırlı askeri operasyon” konusunda her gün yeni detaylar yayınlanıyor. Sızan ve sızdırılan haberlere göre, havadan ve denizden hangi tür füzelerin, Suriye’deki hangi hedefleri vuracağı, hatta operasyonun kaç gün süreceği belli!
Şu anda tam bilinmeyen iki önemli husus var: Birincisi, Başkan Obama’nın “vur” emri için nihai kararını ne zaman vereceği. Kendisi “henüz bu kararı vermedim” diyor.
İkincisi, operasyonun kesin tarihi. BM Genel Sekreteri’nin ricası üzerine “müfettişlerin kimyasal raporu” vereceği 3 Eylül salıya kadar beklenmesi söz konusu...
Askeri müdahale konusunda bu kadar kararlılık gösterildikten sonra, şimdi ABD ve müttefiklerinin geri adım atması pek beklenemez. Ancak gün geçtikçe bu kararlılığın da, kamuoyunun isteksizliğinin ve tereddütlerinin gölgesi altına girmekte olduğu görülüyor.

Devamını oku...
 

Ankara neden otoyol istemiyor?

evin Mehveş Evin

ODTÜ ormanını katledecek otoyolun şantiyesi, 30 Temmuz’da izinleri daha tamamlanmadan, ruhsatsız ve yasadışı olarak başladı.  Bunun üzerine Yüzüncüyıl ve Anıtpark forumu, otoyol projesi eylemlerini başlattı.

evinhaberici

“Yol yapıyoruz, HES yapıyoruz, alışveriş merkezi ve otel yapıyoruz... Bunlar hâlâ neden arıza     çıkarıyor? Neden sokaklara dökülüyor?”
ODTÜ ormanı örneğine bakalım Aslında yetkililer, sorunun cevabını gayet iyi biliyor... Fakat serde durmak yok. Hızlı işler yapmaya, hızlı kanunlar çıkarmaya ve bunları kendi bildikleri gibi yapmaya devam ediyorlar. Usulsüz, hukuğa aykırı, izinsiz olsa da projelerden hız kesil(e)miyor. Üstelik toplumun ne kadar dolduğunu; ağaçlarını, adasını, parkını, deresini korumak için sokaklara taştığını ve bu işin şakasının kalmadığını görmelerine rağmen... Akıllı birkaç hamleyle kutuplaşmaları, gerginlikleri engelleyebileceklerini bilmelerine rağmen... Çocuk misali, bir didişme, inatlaşma hali sürüyor. Daha fenası, Gezi Parkı’nda gayet net gördüğümüz gibi, yalan yanlış bilgiler tedavüle sokuluyor.

 

Devamını oku...
 

ilhan-cihanerİlhan Cihaner

İktidarın Sefaleti

Bazı konularda kafam bir türlü netleşmez!

Mesela Başbakan ve adamlarının “komplolarla ilişkilerinin” nasıl olduğu konusunda zaman zaman fikrim değişir. Daha öncede yazdım:

Birinci ihtimal, “gerçeğin ne olduğunu” bal gibi biliyorlar. Ancak komplocu yaklaşımla geniş kitleleri de “gerçeklikten kopararak” kendi ideolojilerini sürekli kılıyorlar. Toplum mühendisliği ve propaganda yöntemleri ile tarihte kalmış korkuları, bilinç altındaki nefretleri, şehir efsanelerini kullanarak, olguları ve belirleyicilikleri gözlerden saklıyorlar. Hiçbir tutarlılığa, mantık bütünlüğüne gerek yok. Tüm saçma komploları boca et. Nasılsa söylediğini anında manşet yapıp naklen veren bir medyan ve iman eden sadık bendelerin var. Yurttaşlara düşen dünya algısına, korkularına göre “komplo çuvalından” komplo beğenmek. Gezi Direnişi mi oldu? Anti semitikler için Beşir Atalay’ dan “Yahudi lobisi” gelsin. Azıcık “milli görüş” hassasiyeti kalanlar için Soros-OTPOR var. Osmanlıcılar için “ittihatçılar” bile var (bitmedi gitti şu ittihatçılar!). Milliyetçiler için Yahudi-Rum-Ermeni konsorsiyumu var. İktisatçılar ve liberallerimiz için mi? Gelsin faiz lobisi. Atatürk-CHP karşıtları için “CEHAPE” zihniyeti var. Her taşın altında ABD arayanlar için CNN komplosu hazır... Aslında komploların bir propaganda malzemesi olarak kullanılması en iyi ihtimal. 

Devamını oku...
 

ozgur mumcuÖzgür Mumcu

Erdoğan Hep Zulme Karşı

Türkiye dış politikada 'kıymetli bir yalnızlık' yaşamıyor. Türkiye kendine geniş bir siyasi hinterland açmak için uğraşıyor.

 Mısır’da ordunun Mursi yanlısı göstericilere karşı giriştiği müdahale bir katliamdır. Lamı cimi yok. 

Suriye’deki kimyasal saldırı da büyük bir katliamdır. Şayet Suriye yönetimi iddia ettiği gibi saldırıdan muhaliflerin sorumlu olduğunu ispatlamak istiyorsa, BM denetçilerinin otelden çıkıp katliam bölgesinde araştırma yapmasına izin vermelidir. Aksi takdirde başşüpheli Esad rejimidir. Bunun da lamı cimi yok. Başbakan’ın bu iki katliam üzerinden yaptığı ise orada katledilenlerin haklarını ilkesel sebeplerle savunmak değil. 
Bölgede etkinliğini arttırmak için kendine yakın rejimleri kollamak. 

Devamını oku...
 

Pinar oguncPınar Öğünç

Diyanet, Cinsiyet ve İnsaniyet İşleri

Kocasının tek kurşunuyla ölen Pınar İkiz duruşmasında cinayetle şiddetin ilgisinin bulunmadığı kayda geçti. Diyanet İşleri Başkanı'nı böyle dinleyelim.

Başladığım gibi gitseydi, bu yazı Pınar İkiz Şahin üzerine olacaktı. Pınar, 24 yaşında, iki çocuk annesi bir kadın. Kadındı. 10 yıl evli kaldığı ve boşanmak istediği kocası Abbas Şahin tarafından başına tek kurşun sıkılarak öldürüldü. 

Devamını oku...
 

Suçu Cezalandırmadan Alan Boşaltmaya

ahmet insel Ahmet İnsel

Suçu Cezalandırmadan Alan Boşaltmaya

Faruk Yarman örneği, torba ceza davalarıyla yapılanın sadece gerçek suçluları cezalandırmak değil alan boşaltmak olduğu kanaatini güçlendiriyor.

Balyoz davasında temyiz duruşmaları geçen hafta bitti. Karar 9 Ekim’de açıklanacak. Bu davada, Ergenekon davasında olduğu gibi terör örgütü suçlaması yok. Üçü ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilip, sonra cezaları 20 yıl hapse çevrilen toplam 330 sanığın suçu, “Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs”. Mahkeme 250 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermişti. 

Devamını oku...
 

Tabiatı 'Kullanma' Kanunu

alpman Melis Alphan


Tabiatı 'Kullanma' Kanunu

 TÜRKİYE’de 50 yıldır doğa konusunda verilmiş tüm mücadeleleri sıfırlayacak bir kanun tasarısı beklemede: Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu tasarısı.

Gezi olayları akabinde çevre hassasiyetinin nüksetmesiyle tasarı geri çekildi sanıldı. Oysa sadece Meclis gündeminde üst sıralardan alt sıralara çekildi. Sonbaharda bu tasarının yeniden Meclis’in gündemi haline geleceğini tahmin etmek zor değil. 
Bu kanun tabiatı korumaktan ziyade, tabiatı kullanma klavuzu niteliğinde.
O nedenle sizi bilgilendirmek istiyorum.
Kanunun gerekçesinde, “Stratejik ve ülke kalkınması için büyük öneme sahip ve üstün kamu yararı açısından önemli görülen faaliyetlerin mutlak koruma gerektiren alan sınırları dahilinde kalması halinde, belirli şartlara bağlı olarak işletilmelerine imkân sağlanması bir gerekliliktir” deniyor. 
“Ülke kalkınması” ve “üstün kamu yararı” ifadeleri yoruma açık. Bu bir kum ocağı da olabilir, altın madeni de.

Devamını oku...
 

balbay Mustafa Balbay

Hukuk Kokarsa


Şu değerlendirmeyi altını çizerek paylaşmak istiyorum:

Yıllarca süren Ergenekon davasının aydınlattığı tek olay yoktur.

Davanın içine sokulan Danıştay cinayeti Ergenekon’la birlikte hukuk eliyle bir kez

daha işlenmiştir.
23 iddianameli davada tek kanlı eylem olan Danıştay cinayetinin Ergenekon’a bağlanma süreci için şu saptama uygun düşer:
Hukuk hile kokarsa!
“Tuz kokarsa”dan daha vahim tablo ile karşı karşıyayız...
Hüküm aşamasına dek göstere göstere yapılan bu kabul edilemez usulsüzlüğün bir noktada kesileceğini düşündük, ama olmadı.
Bir kez daha vurgulamadan geçemeyeceğim. Danıştay cinayetinin Ergenekon’a bağlanmasında kullanılan tek tanık olan Osman Yıldırım aynı zamanda bu cinayetin sanıklarından biriydi. Ankara’daki yargılamada ömür boyu hapis cezası aldı. Bu aşamadan sonra kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan Yıldırım önce gizli tanık oldu. Sonra açık tanık oldu. Savcılar mütalaalarında, birbirini görmesi, yan yana gelmesi mümkün olmayan gizli tanıkla açık tanık, cinayetin Ergenekon bağını anlatmıştır dediler. Yani Osman Yıldırım, Osman Yıldırım’ı doğrulamıştı!
Son savunmalar sırasında pek çok sanık şunu söyledi:
“Kısıtlı süremin bir kısmını iddia makamına veriyorum, aynı kişi kendini nasıl doğrular açıklasın...”
Hiç yanıt verilmedi.

Devamını oku...
 

Olsaydı Ne Olurdu?

sirmen Ali Sirmen

Olsaydı Ne Olurdu?

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal Ergenekon Davası’nı ekranlar önünde şöyle yorumluyordu:
- Oyun bitti!
Doğrusu, bir hukukçu için böyle bir davanın hukuki yorumunu yapmak çok güçtü. 
Daha başka ne tür bir açıklama yapılabilirdi ki?
Bilmiyorum, olayı yakından değil, uzaktan izleyenler arasında bile kararı merak edenler var mıydı?
Belki de en çarpıcı olanı Cumhuriyet’in dünkü şu manşetiydi:
“Beş yıl önce verilen karar bugün açıklanıyor.”
Kararlar ve sonuç bir kez özel yetkili mahkemeler, özel hükümler, özel prosedürler sürecine girildikten sonra normal karşılanmalıdır.
İşin özü budur:
Seçimle işbaşına gelmiş olup da sivil darbeyle, yani devletin erkini kullanarak demokrasiyi saf dışı bırakan bir iktidar, kendisine karşı olanları bir torba içinde karıştırarak, özel mahkemelerle ve usul hükümlerini hiçe sayarak, ağır hapis cezalarıyla tasfiye etmiştir.
Durumun siyasi açıklaması vardır, ama hukuki bir açıklamasını bulmak mümkün değildir.

Devamını oku...
 


Sayfa 6 / 8

yazarlar

ozgenacar27 Mart 2015
Özgen Acar
'YOLSUZLUK ALGISI!'


Cumhuriyet

1

yazar146 26 Mart 2015 
Özgür Mumcu
DAİMİ DİKTATÖR


Cumhuriyet

2

ezgi basaran 200x20025 Mart 2015 
Ezgi Başaran
ARINÇ-GÖKÇEK KAVGASININ GİZLEDİĞİ ASIL NOKTA

Radikal

3

butunyazilar


Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50