• Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

12.09.2010 Tarihli Halk Oylaması Hakkında Basın Bildirisi

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye’nin son günlerde gündemini 12 Eylül 2010 günü yapılacak anayasa değişikliği ile ilgili halk oylaması ve bu halk oylaması eksenindeki tartışmalar oluşturmaktadır. Demokrasilerde, parlamentonun çözüme ulaştıramadığı konularda halka başvurması normal karşılanabilir bir durumdur fakat Türkiye’de siyasi partilerin almış olduğu yanlış tutumlar sebebiyle referandum, toplumda ciddi bir bölünmüşlüğe ve kamplaşmaya sebep olmaktadır.

Toplumun farklı katmanlarının hem devletle hem de birbirleri ile yaptığı bir çeşit toplumsal sözleşme olan anayasa, her kesiminin haklarını güvence altına almalıdır. Bu yüzden de yeni bir anayasa oluşturmak ya da mevcut anayasada değişikliklere gitmek, farklı toplum kesimlerinin siyasi temsilcileri ile biraraya gelinerek genel bir uzlaşı çerçevesinde yapılmalıdır. Hatta sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, sendikaların ve meslek odalarının da fikirleri alınarak en geniş uzlaşma zemini aranmalıdır. Aksi takdirde toplumun geniş kesimleri dışarıda bırakılarak hazırlanan anayasanın topluma kalıcı çözümler sunamayacağı ortadadır. İktidarın anayasa paketini oluştururken farklı siyasi görüşleri muhatap almaması dolayısıyla da uzlaşma zeminini mecliste oluşturamayıp paketin kabulü için halk oylamasını diretmesi, bugün yaşadığımız sancılı sürecin en önemli sebeplerinden biridir.

Anayasa değişikliği konusundaki bir diğer tartışma konusu birbiriyle ilgisi olmayan maddelerin aynı paket içerisinde yer almasıdır. Paket içerisinde bir maddenin değişmesine evet derken diğer bir maddenin değişmesine hayır diyen vatandaşların seçme hakkı kısıtlanmakta ve seçmen toplam 26 maddeye birden evet ya da hayır demek gibi bir seçeneksizliğe mahkum edilmektedir. Bu seçeneksizliğin temelinde ise iktidar partisinin, muhalefetin de değişimine destek verebileceğini belirttiği, dolayısıyla da mecliste çözüme kavuşabilecek olan değişiklik maddelerini de paket içerisinde sunmakta diretmesi ve bu sayede halk oyuna çıkacak olan metnin daha sade bir metin olmasını engellemesi yatmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, toplumun çoğunluğu tarafından evet denilebilecek maddelerin pakete konulması ve propaganda sürecinde daha çok bu maddelerin üzerinde durulması, iktidarın temel amacının tek başına halkoyuna sunmak istemediği yargı kurumları ile ilgili değişikleri onaylatmak olduğunu hissettirmektedir.

12 Eylül’deki referandumun demokratik bir zemine oturmasındaki diğer bir engel de referandumun içeriğinin yeterince tartışılamamasıdır. Özellikle HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili maddeler gibi muhalefetin paketi desteklemesini engelleyen değişiklikler gündemde yeterince yer edinememekte, bu konuda halk yeterince bilgilendirilmemektedir. Bunun yerine referandum, hem iktidar hem de muhalefet tarafından AKP iktidarının güven oylamasına dönüştürülmüştür. İktidarın, bundan 30 sene önce gerçekleşmiş olan darbe sonrasında hazırlanan anayasada bugüne kadar hiçbir değişiklik yapılmamış gibi bir tutum sergileyerek darbe anayasasının getirdiği kurum ve kuruluşlara dokunmadan ve darbecilerin yargılanması ile ilgili olarak yeterli düzenlemeleri yapmaksızın bu anayasa paketi sayesinde 12 Eylül 1980 darbesi ile hesaplaşılıyor izlenimini vermeye çalışması ve muhalefetin paketin içeriği yerine AKP’nin icraatlarını tartışması, anayasal değişikliklerle ilgili referandumun amacının saptırılmasına sebep olmaktadır.

Referanduma giden süreçte iktidarın, mevcut anayasayı daha demokratik hale getireceğini öne sürdüğü değişikliklerin onaylanması için antidemokratik yöntemlere başvurması, ne yazık ki, farklı düşüncelere sahip kişi ve kurumların özgürce kendini ifade etmekten çekindiği bir ortam oluşturmaktadır. Bazı meslek odaları ve sendikalardan TUSİAD’a kadar pek çok sivil toplum örgütüne kararlarını açıklamaları için baskı uygulanması, bizzat başbakan tarafından ifade edilen “bitaraf olan bertaraf olur” gibi ya da ekonominin gelişiminin sandıktan evet oyu çıkmasına bağlı olduğu şeklindeki söylemlerle insanların tehdit edilmesi ve referandumda hayır oyu kullanacakların darbeci olmakla suçlanması, bunun en açık örnekleridir. Ayrıca, referandum sonucunun “evet” çıkması durumunda demokratik açılıma devam edeceği sinyalleri vererek Kürt kökenli seçmenlerin oylarını kazanmaya çalışan iktidar, sonucun “evet” olması durumunda yeni bir anayasa yapılacağı sözünü de vermektedir. Bu şekilde iktidar olanakları kullanılarak sandıktan evet çıkmasına bağlı vaatlerde bulunulması, millet iradesinin özgürce sandığa yansımasını engellemektedir.

Türkiye’nin 82 Anayasası’ndan daha demokratik ve daha özgürlükçü bir anayasaya sahip olması gerekmektedir. Ancak, anayasal değişikliklerin yer aldığı halk oylamasının, siyasi parti seçimlerine döndüğünü düşündüğümüzde, önümüzdeki referandumun böyle bir misyonu olmadığı ortadadır. Ayrıca bu anayasa paketinin, daha çoğulcu bir yapıda olması gerektiği konusunda hemfikir olunan Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nin yapısında, yasama-yürütme-yargı dengesini gözetmeyen ve değişikliğe uğrayan yargı kurumlarının çalışanları tarafından benimsenmeyen düzenlemeler yapmasının demokrasimiz açısından sorun teşkil edeceği ortadadır. Tüm bu gelişmeler göz önüne alındığında, aylardır gündemimizi meşgul eden ve önümüzdeki genel seçimlerin bir provasına dönüştürülen referandumun sonucunda yapılacak olan değişikliklerin mevcut sorunlara köklü bir çözüm getiremeyeceği ve meclisin yeni bir anayasa yapım süreci içerisine girmesi gerekeceği görülmektedir. Bunun için tüm toplum kesimlerinin diyalog ve hoşgörü içerisinde yeni anayasanın nasıl olacağını tartışması ve iktidar ile muhalefetin de bunun için gerekli zemini yaratması gerekmektedir.

 

yazarlar

ozgenacar27 Mart 2015
Özgen Acar
'YOLSUZLUK ALGISI!'


Cumhuriyet

1

yazar146 26 Mart 2015 
Özgür Mumcu
DAİMİ DİKTATÖR


Cumhuriyet

2

ezgi basaran 200x20025 Mart 2015 
Ezgi Başaran
ARINÇ-GÖKÇEK KAVGASININ GİZLEDİĞİ ASIL NOKTA

Radikal

3

butunyazilar


Genel

Toplantılar

Röportajlar

Kütüphane

Yitirdiklerimiz

Topluluk Odası

Seçtiğimiz Yazılar

Dergi

Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kültür İşleri Müdürlüğü ODTÜ Ankara 06531 / Telefon: 0 312 210 60 11 / Faks: 0 312 210 79 50